Ahmet Mattia Minguzzi neden öldü? Gençler arasında artan şiddet olayları, toplum olarak hepimizi derinden yaralıyor.…

Çağımızın Hastalığı: Duyarsızlık
Günümüz toplumlarında giderek yaygınlaşan ve belki de en büyük tehditlerden biri olan duyarsızlık, insanlığı içten içe kemiren bir hastalık gibi yayılıyor. Her gün haberlerde karşılaştığımız şiddet olayları, adaletsizlikler ve trajediler karşısında gösterdiğimiz kayıtsızlık, bizi insanlığımızdan uzaklaştırıyor. Oysa yaşanan her acı, sadece mağdurların değil, hepimizin sorumluluğudur. Duyarsızlık, şiddeti ve adaletsizliği besleyen en büyük unsurlardan biridir. Gözlerimizi kapattığımız her olay, zamanla bizim de bir parçası olduğumuz bir felakete dönüşebilir.
Duyarsızlık ve Artan Şiddet Olayları
Gençler arasında artan şiddet olayları, toplumun duyarsızlaşmasının en çarpıcı göstergelerinden biri. Ahmet Mattia Minguzzi’nin trajik ölümü, hepimize bu gerçeği bir kez daha hatırlattı. 15 yaşındaki bir çocuğun hayattan koparılması, sadece bir cinayet değil, toplum olarak hepimizin üzerine düşünmesi gereken bir alarmdır. Ahmet Minguzzi neden öldü? Onu kim öldürdü? Daha da önemlisi, bu ölümün önüne neden geçemedik? Çünkü şiddetin ilk sinyallerini görmezden geldik. Zorbalık, tehdit, sevgisizlik… Tüm bunları yaşarken fark edemedik ya da fark ettiğimizde umursamadık. Belki de umursadık ama gücümüz yetmedi.
Şiddet yalnızca gençler arasında değil, toplumun her kesiminde artıyor. Peki, bunu yapanlara engel olabilecek kimse yok mu? Çevrede olup biteni görenler neden müdahale etmedi? Cevap basit: Duyarsızlık. “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” zihniyetiyle yetişen bireyler, en büyük zararı topluma veriyor.
Bu olayların artması, duyarsızlığın doğurduğu kaçınılmaz bir sonuçtur. İnsanlar şiddeti kanıksadıkça, “Bu benim sorunum değil” dedikçe, adaletsizlik ve acı büyümeye devam ediyor. Oysa bir toplum, üyelerinin birbirine sahip çıkmasıyla ayakta durur. Eğer hepimiz sadece kendimizi düşünerek yaşarsak, bir gün sıra bize geldiğinde yanımızda kimseyi bulamayız.
Duyarsızlık ve Tedbirsizlik
Duyarsızlık yalnızca bir vicdan meselesi değildir, aynı zamanda bir tedbirsizlik sorunudur. Duyarsız kalan bir toplum, önlem almaz. Önlem alınmayan her tehlike ise büyüyerek kontrolden çıkar. Gençlerin şiddete yönelmesini engellemek için erken müdahale şarttır. Zorbalığa uğrayan bir çocuğa sahip çıkmazsak, o çocuk bir gün ya kurban olacak ya da fail. Bir kadının şiddet gördüğünü bilip susarsak, bir sonraki kurban başka bir kadın olacak. Duyarsızlık, şiddeti körükleyen en büyük güçtür.
Toplum olarak, bireylerin iyiliğini koruyacak mekanizmalar oluşturmalıyız. Çocukları ve gençleri şiddetten uzak tutmak için eğitim sistemimizi güçlendirmeli, rehberlik ve psikolojik destek mekanizmalarını artırmalıyız. Sokakta, okulda, evde gördüğümüz her türlü şiddet olayına karşı sessiz kalmamalıyız. Ancak bu şekilde sağlıklı ve güvenli bir toplum inşa edebiliriz.
Daha İyi Bir Dünya İçin Kişisel Sorumluluk
Daha adil ve güvenli bir dünya yaratmak istiyorsak, bireysel olarak sorumluluk almalıyız. Gördüğümüz her haksızlığa karşı sesimizi yükseltmeli, çevremizde olup bitenlere duyarlı olmalı, empati kurmalıyız. Toplumdaki her bireyin yaşadığı sorun, hepimizi ilgilendirir. Ahmet Minguzzi’nin ölümü sadece bir ailenin kaybı değil, hepimizin kaybıdır. Köpekleri yüzünden evi yakılan kadın sadece bireysel bir mağdur değil, insanlığın utancıdır.
Unutmayalım ki duyarsızlık, zincirleme bir reaksiyon yaratır. Sessiz kaldığımız her olay, bir sonrakine zemin hazırlar. Bir insan olarak sorumluluğumuz, başkalarının acılarına kulak vermek ve elimizden geleni yapmaktır. Küçük bir iyilik, büyük bir değişimin başlangıcı olabilir. Bir çocuğa umut olmak, bir kadının güvende hissetmesini sağlamak, bir hayvanı korumak… Tüm bunlar, daha yaşanabilir bir dünya için atılmış adımlardır.
Sessiz kalmak, haksızlığa ortak olmaktır. Duyarsızlık, bizi insanlıktan çıkaran bir hastalıksa, çözümü bellidir: Farkında olmak, harekete geçmek ve başkalarının acısını kendi acımız gibi hissetmek. Ancak o zaman, bu karanlığı aydınlığa çevirebiliriz.