Skip to content
Depresyon Tedavisi - Psikoloji Saati

Depresyon Tedavisi: Anlamı Yeniden Yaratmak

Depresyon tedavisi konusu hepimizin zaman zaman düşündüğü bir konudur. Hepimiz hayatımızın bir noktasında kendimizi bir boşlukta hissetmişizdir. Sabahları uyanmak ağır gelir, her şey anlamını yitirir ve dünyaya karşı bir yabancılık hissi doğar. İşte depresyon, tam da bu noktada bizi yakalar. Ancak varoluşçu perspektiften baktığımızda, depresyon sadece bir hastalık değil, aynı zamanda insanın anlam arayışında karşısına çıkan derin bir sorgulama sürecidir.

Depresyon ve Varoluşsal Boşluk

Psikoterapiler dünyasının önemli isimlerinden Viktor Frankl, insanın en temel ihtiyacının anlam bulma çabası olduğunu söyler. Depresyon, bazen tam da bu anlam arayışının sekteye uğramasıyla ortaya çıkar. Hayatta neden yaşadığımızı sorgularız, hedeflerimizi ve değerlerimizi kaybetmiş gibi hissederiz. Jean-Paul Sartre ise insanın “özgür olmaya mahkûm” olduğunu ve bu özgürlüğün getirdiği sorumluluğun ağır bir yük olabileceğini dile getirir. İşte bu sorumluluğun altında ezildiğimizde, depresyon kapıyı çalabilir. Heiddeger ise vicdanın çağrısı gibi bir durumdan bahseder. Kendimizi kalabalıklara bırakıp birey oluşumuzu rafa kaldırdığımızda içimizden gelen iç sıkıntısı tam olarak bu vicdanın çağrısıdır işte.

Depresyon tedavisi, sadece semptomları gidermekten öteye gitmelidir. Antidepresanlar ya da terapi depresyonu hafifletebilir, ancak varoluşsal açıdan bakıldığında, asıl iyileşme süreci bireyin kendi anlamını yeniden inşa etmesiyle başlar. Bir insanın, kendi varoluşunu kabul etmesi, onunla yüzleşmesi ve hayata dair yeni bir anlam oluşturması gerekir.

Depresyon Tedavisi Ne Kadar Sürer?

Depresyonun tedavi süresi kişiden kişiye değişir. Majör depresyon tedavisi, bazen aylar sürebilir, bazen ise yıllar alabilir. Ancak varoluşçu açıdan bakıldığında, iyileşme süreci yalnızca belirli bir zaman dilimiyle ölçülemez. Bu süreç, kişinin kendini yeniden keşfetmesi ve dünyaya bakış açısını değiştirmesiyle doğrudan ilişkilidir. Depresyonu tamamen geride bırakmak, hayatın iniş çıkışlarını kabul etmek ve onlarla başa çıkmayı öğrenmekle mümkündür. Çoğunlukla depresyon tedavisi ile karşılaştığımda danışanımın gerçekçi olmayan bir ideale tutunduğunu ve şimdiki halini o idealle karşılaştırdığını fark ederim. O idealde danışanım hep çok mutludur, acıya ve mutsuzluğa yer bırakmayan bu ideal bir de depresyonda olduğu ve mutlu olamadığı için danışanıma bir eksiklik duygusu vermektedir. Danışanımın bu fark giderilirse artık bir daha hiç depresif hissetmeyeceğini varsaydığını görürüm. Depresyon tedavisi terapisinde onun özel hayat olaylarının çerçevesini kullanarak hepimiz için geçerli daha büyük bir gerçeği ortaya çıkarırız. Hayatın inişli çıkışlı ve her daim de böyle olacak doğasını açığa çıkarırken içimde onun bu çocuksu hayalini yıkmak zorunda olmanın iç sıkıntısını fark ederim. Ancak bilirim ki ancak bu çocuksu hayal yıkılırsa gerçek mutluluklar ortaya çıkabilir.

Varoluşçu terapilerde, bireyin kendi sorumluluğunu üstlenmesi ve hayatına anlam katması teşvik edilir. Burada önemli olan, depresyonun bir son değil, bir dönüşüm süreci olabileceğini fark etmektir. Birçok insan depresyonun karanlığında kaybolduğunu hisseder, ancak bazen bu karanlık, yeni bir başlangıcın habercisi olabilir.

Majör Depresyon Tedavisi ve Özgürlük Paradoksu

Majör depresyon, genellikle kişinin kendini çaresiz, umutsuz ve sıkışmış hissetmesiyle karakterizedir. Ancak varoluşçu felsefe, bu sıkışmışlığın bir yanılsama olabileceğini öne sürer. Sartre’a göre insan, her an seçim yapma özgürlüğüne sahiptir. Ancak bu özgürlük, beraberinde büyük bir sorumluluk getirir. Depresyonun içinde kaybolduğumuzda, çoğu zaman bu özgürlüğü unutabiliriz. Oysa ki her gün, kendimiz için yeni bir şey yapma, yeni bir anlam yaratma fırsatına sahibiz. Kierkegaard da bu durumu zorunluluk ve mümkünlük uçları arasındaki sarkaçta bir tarafa fazla yaslandığımızda ortaya çıkan bir umutsuzluk hali olarak görme eğilimindedir. Hem zorunluluk hem de mümkünlük hayattaki varoluşumuzu duvarlar gibi çevreler. Hem bazı şeylere zorunluyuzdur, değiştiremeyeceğimiz yanlarımız, diğer insanların fikir ve görüşleri gibi; hem de bazı şeyler mümkündür, yapabileceğimiz seçimler, anı nasıl kullanabileceğimiz gibi… Bu iki gerçeklik arasındaki dinamik alanda yer almak canlılık iken bu dinamizmin bir tarafına yaslanıp diğer tarafını yok saymak ise umutsuzluktur

Bu noktada, majör depresyon tedavisi yalnızca biyolojik faktörleri değil, kişinin varoluşsal krizini de göz önünde bulundurduğumuz bir süreç olursa gerçek bir iyileşme yaşanır. Terapi sürecinde, bireyin kendine şu soruları sorması teşvik edilir:

  • Hayatımın anlamı ne?
  • Gerçekten neyi önemsiyorum?
  • Bana ne iyi geliyor?
  • Hangi seçimleri yapmak istiyorum?
  • Nasıl bir yaşantı kurgulamak istiyorum?
  • Gerçekten ne istiyorum?

Bu soruların yanıtlarını aramak, bir bakıma kendi yolumuzu yeniden çizmektir. Varoluşçu perspektiften bakıldığında, depresyon bir boşluk değil, yeni bir anlam yaratma fırsatıdır. Bir başka deyişle depresyon kişiliğimizin şu andaki seçimlerimizden memnuniyetsizliğini bize iletme yoludur. Gerçekten ne istediğimizi bulma ihtimalini yarattığı için bu sıkışma ve zorlu durumu danışanlarım için bir fırsat olarak görme eğilimindeyim.

Depresyon tedavisi İçinden Geçerken: Umut ve Anlam

Varoluşçu psikoloji, insanın tamamen “iyileşmesini” değil, hayatın acılarını ve belirsizliklerini kabul etmeyi önerir. Biraz önce bahsettiğim idealin veya tek bir doğru olduğu anlayışının peşinden koşarak gitmek değil hayatın inişli çıkışlı döngüsel bir süreç olduğu gerçeğiyle yüzleşmeyi içerir. Depresyon tedavisi, bu bakış açısıyla sadece semptomları yok etmek değil, kişinin bu gerçeklik yüzeyine çıkarak kendi anlamını bulmasına yardımcı olmaktır. Çünkü anlam bulduğumuzda, hayatımızdaki yükler hafifler ve ilerlemek daha mümkün hale gelir. O halde depresyonun varoluşçu tedavisinde 2 düzlem vardır diyebiliriz. Birincisi hayatla ilgili çocuksu ve gerçekçi olmayan ve bize aslında iyi gelmeyen hayallerimizin elenerek ayıklanması… Diğeri ise yeni geldiğimiz gerçeklik zemininde kendi melodi ve dansımızın keşfedilmesi…

Eğer şu an depresyondaysanız ve her şey anlamsız geliyorsa, belki de bu bir çağrıdır. Belki de eski anlamlarınız artık sizi tatmin etmiyor ve yeni bir yön belirlemeniz gerekiyordur. Bu süreci korkutucu değil, bir keşif yolculuğu olarak görebilir misiniz? Küçük adımlarla, kendinize yeni sorular sorarak ve içsel dünyanızı keşfederek bu yolculuğa başlayabilirsiniz. Depresyon içindeyken asla çıkamayacağınız bir bataklık gibi görünse ve hissettirse de çıktığınızda da bir o kadar sığ ve içinde bunca debelendiğinize şaşırdığınız bir ruh durumu olarak özetlenebilir.

Depresyon, insan olmanın bir parçasıdır. Üzüntü, hayal kırıklığı, acı hayatın bir parçasıdır. Ancak unutmayın, varoluş sadece acıdan ibaret değildir. Acı çektiğimizde değil acıdan ibaret bir varoluşu bir daha hiç geçmeyecek bir şeymiş gibi yaşadığımızda tedaviye ihtiyaç duyuyoruz demektir. Böylesi bir durumda bile kendi anlamınızı yeniden yaratma gücünüz her zaman elinizdedir. Ve belki de en önemlisi, bu yolculukta yalnız değilsiniz, insan olma yolculuğunda hep beraberiz.

Back To Top